THE PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE

THE PRESENT PERFECT CONTINUOUS TENSE

olumlu soru olumsuz
I have been working Have I been working? I haven’t been working
Çalışıyorum Çalışıyor muyum? Çalışmıyorum
You have been working Have you been working? You haven’t been working
Çalışıyorsun Çalışıyor musun? Çalışmıyorsun
He/she/it has been Has he/she/it been He/she/it hasn’t been
working working? working
Çalışıyor Çalışıyor mu? Çalışmıyor
We have been working Have we been working? We haven’t been working
Çalışıyoruz Çalışıyor muyuz? Çalışmıyoruz
They have been working Have they been working? They haven’t been working
Çalışıyorlar Çalışıyorlar mı? Çalışmıyorlar

Kullanıldığı yerler

1. Geçmişte başlamasına rağmen geçerliliğini sürdüren durumlarda:

It has been raining for four hours.
Dört saattir yağmur yağıyor.

Eğer cümlede for four hours ifadesi olmasaydı, cümle şimdiki zamanla kurulurdu (= It is raining). Ancak burada önemli olan, yağmurun dört saat önce başlamış ve dört saattir de hâlâ yağıyor olmasıdır. Bu cümle It is raining for four hours olarak söylenmez.

Ayrıca, bir fiilin ne kadar zamandır yapılmakta olduğunu sormak için de şimdiki zaman değil, the present perfect progressive kullanılmalıdır:

How long have you been watching television?
Ne zamandan beri televizyon seyrediyorsun? (= How long are you watching television? denmez)

2. Geçmişte başlayıp yeni bitmiş durumları anlatmada da kullanılır. Yapılan işin etkisi sürmektedir:

You are out of breath. Have you been running?
Nefes nefese kalmışsın. Koşuyor muydun? (= şu anda koşmuyor ama biz kişinin nefes nefese oluşunu, yani olayın etkisini görüyoruz.)

My throat is dry because I have been talking too much.
Çok fazla konuştuğum için boğazım kurudu. (= şu anda konuşmuyorum)

The present perfect tense ile the present perfect continuous tense’in karşılaştırılması

1. The present perfect tense’te önemli olan, söz konusu işin bitmiş olması ve onun sonucunun geçerli olmasıdır. Yani işin kendisi değil onun sonucu önemlidir:

The car is going again now. George has repaired it.
Araba yine çalışıyor. George onu tamir etti. (= George arabayı şu anda tamir etmiyor; daha önce tamir etmesinin sonucu olarak araba çalışır vaziyette)

The wall was green. Now it’s white. My father has painted the wall.
Duvar yeşildi. Şu anda beyaz. Babam duvarı boyadı. (= Babamın duvarı boya-ması sonucu şu anda duvar beyaz.)

The present perfect continuous tense’te ise işin kendisi önemlidir ve iş halen devam etmektedir:

Peter’s hands are dirty. He has been repairing the car.
Peter’ın elleri kirli. Arabayı tamir ediyor/etmekte.

Helen’s clothes are covered in paint. She has been painting the room.
Helen’ın giysileri boya içinde. Odayı boyuyor/boyamakta.

2. The present perfect tense, bir işi ne kadar ya da kaç kez yaptığımızı, bir işten kaç tane yaptığımızı anlatır:

I have seen this film four times.
Bu filmi dört kez gördüm.

She has written five e-mails today.
Bugün beş e-posta yazdı.

How many pages of this book have you read?
Bu kitabın kaç sayfasını okudun?

The present perfect continuous tense ise, bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatır:

She has been writing e-mails all day.
Bütün gün e-posta yazıyor.

I have been living in Boston for two years.
İki yıldır Boston’da oturuyorum.

3. İngilizce’deki duyu, iyelik, düşünce fiilleri ile bazı başka fiillerin sürekli biçimleri yoktur, yani sonlarına -ing almazlar. Bu tür fiiller, yalnızca the present perfect tense ile kullanılabilirler:

I’ve known Daniel since we were at school together.
Okulda birlikte olduğumuzdan beri Daniel’i tanırım. (= I’ve been knowing … denmez)

I have always hated speaking in public.
Toplum içinde konuşmaktan hep nefret etmişimdir. (= I’ve always been hating … denmez)

4. Hâlâ süregelen ya da yarım kalmış işleri anlatırken the present perfect continuous tense kullanılır. The present perfect tense ise tamamlanmış işleri anlatmada kullanılır:

I have been reading your book.
Kitabını okuyorum. (=bitirmedim.)

I have read your book.
Kitabını okudum. (=bitirdim.)

I have been learning irregular verbs.
Düzensiz fiilleri öğreniyorum. (= henüz bitmedi)

I have learnt irregular verbs.
Düzensiz fiilleri öğrendim. (= bitti; hepsi aklımda)

5. Kimi durumda her iki zaman da kullanılabilir:

I have been collecting / I have collected match boxes for ten years.
On yıldır kibrit kutusu topluyorum.

Peter has been working/has worked in the same company for 15 years.
Peter, 15 yıldır aynı şirkette çalışıyor.