THE PRESENT CONTINUOUS TENSE

THE PRESENT CONTINUOUS TENSE

olumlu soru olumsuz
I am working Am I working? I am not working*
Çalışıyorum Çalışıyor muyum? Çalışmıyorum
You are working Are you working? You are not/aren’t working
Çalışıyorsun Çalışıyor musun? Çalışmıyorsun
He/she/it is working Is he/she/it working? He/she/it is not/isn’t working
Çalışıyor Çalışıyor mu? Çalışmıyor
We are working Are we working? We are not/aren’t working
Çalışıyoruz Çalışıyor muyuz? Çalışmıyoruz
They are working Are they working? They are not/aren’t working
Çalışıyorlar Çalışıyorlar mı? Çalışmıyorlar

* amn’t diye bir kullanım yoktur. Onun yerine am not ya da ’m not kullanılır.

Türkçe’deki karşılığı ‘şimdiki zaman’ olan bu zaman, esas itibarıyla konuşma anında yapılan işleri anlatmakta kullanılır. Türkçe’de ‘-iyor’ ekiyle kurulur (geliyor, gidiyor vb.).

Kullanıldığı yerler

1. Konuşma anında süregelen durumları anlatırken:

Hurry up! We are all waiting for you.
Acele et! Hepimiz seni bekliyoruz.

Why is she crying?
Neden ağlıyor?

It is raining outside now.
Şu anda dışarıda yağmur yağıyor.

She cannot come to the phone because she is washing her hair now.
Şu anda saçını yıkadığı için telefona gelemiyor.

Please be quiet. I am studying.
Lütfen sessiz ol. Ders çalışıyorum.

2. Kimi fiillerin belli bir süre için geçici olarak yapıldığını anlatırken:  

We are staying with them this week.
Bu hafta onlarda kalıyoruz.

She is staying at a hotel this week because she is having her house painted.
Evini boyattığı için bu hafta otelde kalıyor.

3. Kimi zaman zarflarıyla (always, constantly, continually …) kullanılarak devamlı yapılan işleri anlatırken:

They are continually arguing.
Sürekli tartışıyorlar.

Mary’s son is always lying.
Mary’nin oğlu hep yalan söylüyor.

I’m always losing my keys.
Anahtarlarımı hep kaybediyorum.

Bu yapı, daha çok ummadığımız ya da planlamadığımız durumlarda kullanılır. Geniş zaman ile karşılaştıralım:

When Sally comes to see me, I always meet her at the station.
Sally beni görmeye geldiğinde ben onu hep istasyonda karşılarım. (= düzenli, planlanmış fiil)

I’m always meeting Sally at the station.
İstasyonda hep Sally ile karşılaşıyorum. (= tesadüfen; planlanmamış fiil)

4. Kimi fiillerle geniş zaman anlamında:

I am attending Bosphorus University.
Boğaziçi Üniversitesi’ne gidiyorum.

She is living in a village.
Bir köyde yaşıyor.

5. Gelecek zamana ait zaman ifadeleriyle gelecek zaman yerine (özellikle yeri ya da zamanı belli olan ve daha önceden planlanmış durumlarda):

The Taylors are having a party next week.
Taylor’lar önümüzdeki hafta parti veriyorlar.

My parents are leaving tomorrow.
Annemle babam yarın gidiyorlar.

We’re going to London next week.
Haftaya Londra’ya gidiyoruz.

6. Kararlılık anlatan cümlelerde:

I am not helping you.
Sana yardım etmeyeceğim./etmiyorum.

You’re not smoking here.
Burada sigara içemezsin./içmiyorsun.

7. Değişime uğrayan durumları anlatmada:

Lucy’s three and is getting bigger every day.
Lucy üç yaşında ve her gün büyüyor.

The climate is getting colder.
Hava soğuyor.

Şimdiki zamanda kullanılmayan fiiller (non-progressive verbs)

Şimdiki zaman, duyu fiilleriyle (taste, hear, see, smell), iyelik belirten fiillerle (have, own, possess), zihinle ilgili fiillerle (believe, know, understand, think, recognize, remember, mean) ve diğer bazı fiillerle (want, need, prefer, love, like, hate, dislike, seem, appear, look) kullanılmaz. Türkçe’ye çevrildiklerinde her ne kadar şimdiki zaman gibi gözükseler de, bu gibi fiiller İngilizce’de geniş zamanda kullanılırlar:

I hear what you are saying.
Ne dediğini duyuyorum. (= I am hearing … denmez)

You don’t like my attitude.
Tutumumu beğenmiyorsun. (= You aren’t liking … denmez)

We own this house.
Bu ev bizim/bize ait. (= We are owning … denmez)

I never remember her birthday.
Onun doğumgününü hiç hatırlamam. (= I’m never remembering … denmez)

Your mother wants you on the phone.
Annen seni telefona istiyor. (= Your mother is wanting … denmez)

Ancak bu fiillerden bazıları, cümlenin anlamına göre şimdiki zamanda kullanılabilirler:

see

‘Buluşmak, görüşmek, sevgili olarak çıkmak’ anlamlarında şimdiki zamanda kullanılabilir:

I’m seeing the doctor at 5 o’clock.
Saat 5’te doktorla randevum var./Doktora görüneceğim.

Are you seeing Jane tomorrow?
Yarın Jane ile mi buluşuyorsun?

Do you know whether Jack is seeing anyone at the moment?
Jack’in bu aralar kimseyle çıkıp çıkmadığını biliyor musun?

I see what you mean.
Ne demek istediğinizi anlıyorum. (= I am seeing … denmez)

feel

‘Hissetmek’ anlamında her iki türlü de kullanılabilir:

I feel quite cheerful today./I’m feeling quite cheerful today.
Bugün keyfim oldukça yerinde.

‘Bir fikri olmak, … düşüncesinde olmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılmaz:

I feel that more should be done to help old people.
Bence/Bana kalırsa yaşlılara yardım etmek için daha çok şey yapılmalı.
Yaşlılara yardım etmek için daha çok şey yapılması gerektiğini düşünüyorum.

think

Dalgın dalgın oturan bir arkadaşınıza o anda ne düşündüğünü, yani aklından neler geçtiğini soracaksanız şimdiki zamanda kullanırsınız:

What are you thinking about?
Ne düşünüyorsun?

Ancak bir konudaki fikrini soracaksanız ya da kendi fikrinizi söyleyecekseniz şimdiki zamanda kullanılmaz:

What do you think of my new car?
Yeni arabam hakkında ne düşünüyorsun? (= What are you thinking of … denmez)

I think it will rain.
Bence yağmur yağacak. (= I am thinking … denmez)

look

‘Bakmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılır:

He was looking at the mess in the room.
Odadaki dağınıklığa bakıyordu.

‘Benzemek’ anlamında şimdiki zamanda kullanılmaz:

The new film looks good.
Yeni film iyiye benziyor.

She looks like her mother.
Annesine benziyor.

It looks as if it is going to rain.
Yağmur yağacağa benziyor.

‘Gözükmek, görünmek’ anlamlarında her iki türlü de kullanılabilir:

You look unhappy./You are looking unhappy.
Mutsuz görünüyorsun.

measure

‘Ölçmek’ anlamında şimdiki zamanda kullanılır:

My father is measuring the height of the cupboard.
Babam dolabın yüksekliğini ölçüyor.

‘Belli bir ölçüde olmak’ ya da ‘ölçüsü, boyu, büyüklüğü … olmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılmaz:

The room measures approximately 10m by 12m.
Odanın ebadı yaklaşık 10 metreye 12 metre.

weigh

‘Tartmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılır:

They are weighing his package at the post office.
Paketini postanede tartıyorlar.

‘Belli bir ağırlıkta olmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılmaz:

How much do you weigh?
Kaç kilosun?

The baby weighs about four kilos.
Bebek yaklaşık dört kilo.

smell

‘Kokmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılmaz:

Does the meat smell bad?
Et kötü mü kokuyor?

‘Koklamak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılır:

Why are you smelling the fish? Is it bad?
Balığı niye kokluyorsun? Kokmuş mu?

taste

‘Tadına bakmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılır:

I’m just tasting the soup to see if it is OK.
Güzel olmuş mu diye çorbanın tadına bakıyorum.

‘Tadı … olmak’ anlamında şimdiki zamanda kullanılmaz:

The soup tastes wonderful.
Çorbanın tadı harika.

Normal koşullarda şimdiki zamanda kullanılmayan fiiller, bazı yapılarda mecburen –ing alırlar. Örneğin know fiili şimdiki zamanda kullanılmamasına rağmen without sözcüğünden sonra mecburen –ing alır:

I never go to a country without knowing something of the language.
Dilini bilmeden bir ülkeye asla gitmem.