Eyl 11
11
THE PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE
THE PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE
| olumlu | soru | olumsuz |
| I had been working | Had I been working? | I hadn’t been working |
| Çalışıyordum | Çalışıyor muydum? | Çalışmıyordum |
| You had been working | Had you been working? | You hadn’t been working |
| Çalışıyordun | Çalışıyor muydun? | Çalışmıyordun |
| He/she/it had been | Had he/she/it been | He/she/it hadn’t been |
| working | working? | working |
| Çalışıyordu | Çalışıyor muydu? | Çalışmıyordu |
| We had been working | Had we been working? | We hadn’t been working |
| Çalışıyorduk | Çalışıyor muyduk? | Çalışmıyorduk |
| They had been working | Had they been working? | They hadn’t been working |
| Çalışıyorlardı | Çalışıyorlar mıydı? | Çalışmıyorlardı |
Kullanıldığı yerler
1. The past perfect tense’in sürekli biçimidir ve dolayısıyla geçmişte yapılmakta olan bir işin sürekliliğini anlatır. Söz konusu eylem, geçmişte belli bir andan yine geçmişte başka bir ana kadar sürekli yapılmıştır:
He had been breaking into houses for five months before the police caught him.
Polis kendisini yakalamadan önce beş ay boyunca evleri soymaktaydı/soyuyordu.
Yukarıdaki cümleden çıkan anlam şudur: Adam evleri soymaya diyelim ki mart ayında başladı ve beş ay boyunca bu işi yaptı. Temmuz sonunda polis tarafından yakalandı demektir. Yani bu iş, geçmişte bir zaman diliminde beş ay boyunca yapıldı demektir.
I had been gambling for two years before my wife found out.
Karım anlamadan önce iki yıl boyunca kumar oynamaktaydım/oynuyordum.
The man had been sitting at the table for half an hour before the waiter took his order.
Garson siparişini almadan önce adam yarım saattir masada oturuyordu.
My mother was crying because she had been peeling onions.
Soğan soyduğu için annem ağlıyordu.
In 1992, she had been going to university for three years.
1992 yılında, üç yıldır üniversiteye gidiyordu/gitmekteydi.
2. Dolaylı anlatımda (reported speech) the past continuous tense ile the present perfect continuous tense yerine kullanılır:
George said ‘I have been living here for ten years’.
George said that he had been living there for ten years.
George, on yıldır orada oturduğunu söyledi.

