geniş zaman
THE SIMPLE PRESENT TENSE
| olumlu | soru | olumsuz |
| I work | Do I work? | I do not/don’t work |
| Çalışırım | Çalışır mıyım? | Çalışmam |
| Çalışıyorum | Çalışıyor muyum? | Çalışmıyorum |
| You work | Do you work? | You do not/don’t work |
| Çalışırsın | Çalışır mısın? | Çalışmazsın |
| Çalışıyorsun | Çalışıyor musun? | Çalışmıyorsun |
| He/she/it works | Does he/she/it work? | He/she/it does not/doesn’t work |
| Çalışır | Çalışır mı? | Çalışmaz |
| Çalışıyor | Çalışıyor mu? | Çalışmıyor |
| We work | Do we work? | We do not/don’t work |
| Çalışırız | Çalışır mıyız? | Çalışmayız |
| Çalışıyoruz | Çalışıyor muyuz? | Çalışmıyoruz |
| They work | Do they work? | They do not/don’t work |
| Çalışırlar | Çalışırlar mı? | Çalışmazlar |
| Çalışıyorlar | Çalışıyorlar mı? | Çalışmıyorlar |
Türkçe’deki karşılığı ‘geniş zaman’ olan bu zaman, fiilin her zaman yapıldığını, yapılmakta olduğunu ya da yapılacağını belirtir. Türkçe’de çoğunlukla ‘-ir, -er’ ekiyle kurulur (gelir, gider vb.). Ancak Türkçe’de bulunan ‘-yor’ eki, çoğunlukla ‘şimdiki zamanı’ karşılasa da içinde ‘-yor’ olan her cümle İngilizce’ye şimdiki zamanla çevrilmez. Bu farkı iyi anlayabilmek için the simple present tense ile the present continuous tense’i hakkıyla bilmek gerekir. Örneğin ‘Seni seviyorum.’ cümlesi, içinde ‘-yor’ olmasına rağmen şimdiki zamanda değil (I am loving you.), geniş zamanda çevrilmelidir (I love you.). Eğer şimdiki zamanda çevrilirse, karşınızdaki kişiyi yalnızca konuşma anında seviyormuşsunuz da başka zamanlar sevmiyormuşsunuz gibi bir anlam çıkar.
Geniş zamanda tekil özneler (he, she, it, Tom, the bus …)
Geniş zamanda öznesi tekil olan olumlu bir cümlede fiile –s eklenir. Cümle olumsuz ve soru yapılırken bu –s kalkar:
Tom works here. Tom burada çalışıyor.
Tom doesn’t work here. Tom burada çalışmıyor.
Does Tom work here? Tom burada mı çalışıyor?
Doesn’t Tom work here? Tom burada çalışmıyor mu?
Fiillere –s koyma kuralları
Üçüncü tekil öznelerle kullanılıp da sonları -ch, -s, -sh, -ss, -x, -o, -zz ile biten fiillere -es eklenir:
watch watches
kiss kisses
buzz buzzes
bus buses
box boxes
brush brushes
go goes
Ünsüz bir harften sonra gelen -y kaldırılıp yerine -ies getirilir:
fly flies
cry cries
carry carries
study studies
Ancak -y, ünlü bir harften sonra geliyorsa yalnızca -s eklenir:
pay pays
stay stays
say says
Kullanıldığı yerler
1. Her zaman yapılan işlerde, alışkanlıklarda, tekrarlanan durumlarda:
I go running three times a week.
Haftada üç kere koşuya giderim/gidiyorum.
My brother sleeps late on Saturdays.
Erkek kardeşim cumartesi günleri geç saatlere kadar uyur/uyuyor.
Lucy works for an insurance company.
Lucy bir sigorta şirketinde çalışıyor.
2. Gezi programları gibi gelecekte yapılması planlanmış işlerde:
The next train leaves at 8 in the morning.
Bir sonraki tren sabah 8′de kalkacak/kalkıyor.
We fly to Paris on April 5.
5 nisanda uçakla Paris’e gideceğiz/gidiyoruz.
3. Doğada değişmeyen gerçekler ile atasözlerini ifade ederken:
The earth moves round the sun.
Dünya, güneşin etrafında döner.
A rolling stone gathers no moss.
Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
4. Gelecek zamana ait sözcüklerle gelecek zamanı anlatmada:
School begins the day after tomorrow.
Okul öbür gün başlayacak.
5. Gazete başlıklarında geçmiş zaman yerine:
Two people die in a traffic accident.
Trafik kazasında iki kişi öldü.
6. Özellikle yemek tariflerinde ve spor karşılaşmalarının sunumunda:
First I take a bowl and break four eggs into it. Next …
Önce bir kâse alıyorum ve içine dört yumurta kırıyorum. Sonra …
Hakan passes to Cihan and Cihan shoots__and it’s a goal!
Hakan, pasını Cihan’a verdi, Cihan şutunu attı ve gol!
7. Non-progressive (şimdiki zamanda kullanılmayan) fiillerle birlikte ‘geniş, şimdiki’ ya da ‘gelecek’ zamanları anlatmada:
I swear that I will tell the truth.
Vallahi doğruyu söyleyeceğim. (= I am swearing … değil)
I believe you.
Sana inanıyorum. (= I am believing … değil)
8. Resmi yazışmalarda kullanılan bazı kalıplaşmış ifadelerde:
We write to advise you …
Size bildirmek üzere yazıyoruz …
I enclose the cheque for £500.
500 poundluk çeki ilişikte gönderiyorum.
9. Özellikle yol sorarken ve tarif ederken:
How do I get to the nearest chemist’s?
En yakın eczaneye nasıl giderim?
You go straight on to the supermarket, then you turn right.
Süpermarkete kadar dümdüz git, sonra sağa dön.
always, usually, sometimes …
Geniş zaman ile kullanılan sıklık zarfları (adverbs of frequency = always, usually, sometimes, often …), bir işin ne kadar sıklıkta yapıldığını gösterirler. Bunların cümle içindeki yeri genellikle özne ile fiil arasındadır:
He always has breakfast in bed on Saturdays.
Cumartesileri hep yatakta kahvaltı eder.
I usually get home about 6 o’clock.
Çoğunlukla saat 6 civarında eve gelirim